DOĞANIN RUHU ( THE SPIRIT OF NATURE )

Şehirden uzaklaşıp kendinizi Doğanın Ruhu'na bırakmak ister misiniz ? Sayfamızda bulunan doğa içerikli dökümanlarla canlıların yaşamını şimdi keşfedin.

"Kutsal Toprak Ana, ağaçlar ve tüm doğa, düşüncelerinizin ve yaptıklarınızın şahididir..."

Winnebago Bilge Sözü

Sarıçam (Pinus sylvestris)

Sarıçam (Pinus sylvestris)

Sarıçam (Pinus sylvestris), çamgiller  (Pinaceae) familyasından Avrupa'nın hemen her yerinde, Kafkaslar, Sibirya ve Kuzey Asya'da yayılış gösteren çam türü.

Ekolojik özellikleri

Uygun yerlerde hızlı gelişir. Soğuk iklim ve rüzgarına karşı dayanıklı, bol güneş ister. Kumlu ve killi topraklarda gelişebilir. Nisbi nemi çok düşük olan iklimlerde ve kuru topraklarda gelişemez. Kazık kökleri sayesinde fırtınalara dayanıklıdır.

Yaprak Özellikleri

Yaprak Boyları 3-8 cm arasında değişen iğne yapraklarmavi yeşil renktedir. Uçları batıcı, kenarları ince dişlidir. Dikkat çekecek kadar kıvrıktır.

Yayılışı 

Türkiye'de Batı ve Doğu karadeniz'de güneye bakan yamaçlarda, Doğu Anadolu'da Sarıkamış'da, Güney Marmara ve güneydeki sınırını Kayseri Pınarbaşı'da yapar.



Özellikleri

Adını, levhalar halinde ayrılan gövde kabuğunun tilki sarısı renginden alır. Narin gövdeli, sivri tepeli ve ince dallı bir ağaçtır. Yetişkin bireylerinin boyu 40 metreyi aşar. İğne yaprakları  ikili, mavi-yeşil, kıvrık, sık dizilmiş, genellikle 4-5 cm uzunlukta, uçları sivri, genellikle 2-3 yıl, nadir olarak da 4-5 yıl ömrü vardır. Kozalakları  mat gri-kahverengi, konik, kısa veya uzun saplı uçları aşağıya doğru yönelmiş, tek veya 2-3'ü bir arada, 3-7 cm uzunluk ve 2-4 cm genişliktedir. Tohumları gri veya siyahımsı yumurta biçimindedir.

Gelincik Çiçeği (Papaver rhoeas)

Gelincik Çiçeği (Papaver rhoeas)
 Gelincik (Papaver rhoeas), gelincikgiller (Papaveraceae) familyasından Dünya'da çok geniş bir yayılma alanına sahip bir yıllık bir bitki türü.

Morfolojik özellikleri

25-60 cm arasında değişen yüksekliklere ulaşabilir. Yaprakları mavimsi yeşildir. Dip yapraklar uzun saplı, gövde yaprakları sapsız ve gövdeye bitişiktir.

Çiçeklerin genel rengi koyu kırmızıdır. Ancak beyaza kadar giden sarı, turuncu gibi değişik renkleri vardır.

Gelincik Temmuz ile Ağustos aylarında sabah saat beş buçuk ile on saatleri arasında tohum tozlarını (polen) yayar. Aynı saatlerde arılar ve diğer böcekler çiçeklere gelerek bu tozlara bulanırlar. Böylece, böceklerin beslenme saatleri ile bitkilerin tohum tozlarını yayma saatleri aynı zaman dilimine rastlamaktadır.

Kültürümüzde Kullanımı


Gelincik hafif bir yatıştırıcıdır. Özellikle taç yapraklarında rhoeadic ve papaveric asitler vardır. Tüm parçalar "rhoeadine" alkoloidi içerir.

Gelincik çiçeğinin yeşil aksamından, tohumlarından, ve kırmızı taç yapraklarından, petallerinden yararlanılır. Taç yapraklarından geleneksel olarak gelincik şerbeti yapılır. Bozcaada gelincik ve gelincikten elde edilen gelincik şerbeti ile ünlüdür.

Gelincik Şerbeti


Gelincik çiçeğinin kırmızı petallerinden yapılan geleneksel bir içecek. Özellikle İstanbul ve Marmara / Ege Bölgeleri'nde çok eski dönemlerden beri yapılan ve sevilerek içilen serinletici ve çeşitli faydaları olduğu ileri sürülen bir içecektir. Üretim süreci zor ve gelincik hasat dönemi çok kısa olduğu için ender bulunur, dolayısıyla değerlidir. Üretimi: Kırmızı gelincik petalleri (taçyaprakları) toplandıktan sonra, kapsüle yakın kısmındaki siyah kısımlar ayıklanır. Bir parça limon ve bol su ilavesiyle kavanozlarda, güneş görecek yerlerde bir hafta kadar bekletilir. Petallerin kırmızı rengi suya çıktıktan sonra, yapraklar süzülerek atılır. Bol şeker ve limon ile karıştırılır. Çok az miktar limontuzu da dilenirse eklenebilir. Elde edilen sıvı yoğun olduğundan su ve bol buz eklenerek içime hazırlanır. Son yıllarda Bozcaada'da üretimi yapılmaktadır.


Kültürde Yeri

Gelincik ismi geleneksel Türk gelinliklerinin kırmızı olmasından gelir. Kırmızı gelincikler küçük bir gelin olarak görülürler. Bir bölgede çok asker ölürse o bölgede gelincik çiçeğinin biteceğine inanılır. Gelincikler I. Dünya Savaşının da en önemli sembollerindendir.

Japonlar, gelincik için şöyle der; ’Gelincik insan ömrü gibidir. Dünü vardır. Yaşamıştır. Bugünü vardır. Yaşıyordur. Ama yarını belli değildir’.

Afrika Siyah Kartalı (Aquila verreauxii)

Afrika Siyah Kartalı (Aquila verreauxii)

Afrika siyah kartalı (Aquila verreauxii), atmacagiller (Accipitridae) familyasından bir kartal türü. Verreaux kartalı olarak da bilinir, büyük bir kartaldır. Boyu 75 - 95 cm arasında değişir. Ortalama erkek ağırlığı 3,7 kg'dır. Dişiler için bu 4,5 kg civarındadır. Kanat açıklıkları 2 m'yi geçer. Altın kartala oldukça benzer. Ana besini kır sıçanıdır. Bununla birlikte kemiriciler gibi küçük memeliler Gine tavukları ve (maymunlar) besinlerinin önemli bir bölümünü oluşturur. Afrika'daki Sahra Çölü'nün tropik iklime sahip bölgelerinde yaşar. Dişiler çiftleşmeden 45 gün sonra bir seferde 2 beyaz yumurta bırakır.

Bozkır Kartalı (Aquila nipalensis)



Bozkır Kartalı (Aquila nipalensis)

 Bozkır Kartalı (Aquila nipalensis), atmacagiller (Accipitridae) familyasından bir kartal türü.

Özellikler
Boyları 62-74 cm, kanat açıklıkları ise 165-190 cm kadardır. Bir ağaçta delerek açtıkları yuvalarına 1-3 yumurta bırakır. Vücutlarının üst kısımları kahverengi, uçarken görülen tüyleri ve kuyruğu siyahımsıdır. Aquila rapax'dan daha büyük ve koyu renklidir. Ama onun gibi soluk renkli boğazı vardır. Doğu ırkı olan A. n. nipalensis, Avrupalı ve merkezi Asyalı A. n. orientalis'ten daha büyük ve daha koyu renklidir. Bozkır kartalının ötüşü, karga-gibi bir bağırıştır, ama genelde sessiz bir kuştur.

Beslenme

Taze leş türleri ile öldürdükleri kemiriciler, küçük memeliler ve kekliklerden daha büyük kuşlar ile beslenirler. Ayrıca diğer yırtıcıların yiyeceklerini de çalarlar.

Yayılış

Romanya, doğuda güney Rusya boyunca, orta Asya'nın bozkırlarından Moğolistan'a kadar üreme görterirler. Avrupa ve orta Asya'da yayılış gösteren bireyler kışı, Afrika ve Doğu Hindistan'da geçirirler. Çöl, yarı çöl, bozkırlar veya savana gibi açık alanlarda ve kurak yerlerde yaşarlar.

Büyük Orman Kartalı (Aquila clanga)

Büyük Orman Kartalı (Aquila clanga)

Büyük orman kartalı (Aquila clanga), atmacagiller (Accipitridae) familyasından bir kartal türü.

Özellikler

Orta büyüklükte bir kartaldır. 65 cm kadardırlar. Kanat açıklıkları ise yaklaşık 160 cmdir. Küçük orman kartalı’na görünüş olarak çok benzerler. Baş ve kanat örtü tüyleri çok koyu kahverengidir ve tezat olarak genellikle orta kahverengi kuş tüyleri vardır (Küçük orman kartalının ise soluk bir başı ve kanat örtü tüyleri vardır). Baş, bir kartal için küçüktür. Çoğunlukla kanat üstlerinde daha az açık beyaz bir yama vardır. Ama ilk kanat tüylerinde beyaz bir hilal, iyi bir alan izidir. Kuyruğun üst bölgesinde beyaz renkli tüyler “V” şeklinde görülür.Görüş acıları 4 km dir.


Yaşam şekli

Ötüşü, köpek gibi bir havlamadır. Ağaçlarda yaptıkları yuvalarına 1-3 yumurta bırakırlar.

Esmer Kartal (Aquila rapax)

Esmer Kartal (Aquila rapax)

Esmer kartal (Aquila rapax), atmacagiller (Accipitridae) familyasından bir kartal türü. Boyu 62-72 cm kadardır. Kanat açıklığı 165 - 185 cm arasında değişir. Afrika'daki Sahra Çölü'nden, Güneybatı Asya'dan Hindistan'a kadar geniş bir coğrafyada yaşamını sürdürür. Tek seferde 1-3 yumurta bırakır. Başta leş olmak üzere, küçük memeliler, özellikle tavşan; sürüngenler, Gine tavuğu ve yakın boyuttaki diğer kuşlar ana besinleridir. Çıkardığı ses bir kuzgununkine benzer bu kuşta eğitilebilir.

İspanyol Şah Kartalı (Aquila adalberti)

İspanyol Şah Kartalı (Aquila adalberti)

İspanyol Şah Kartalı (Aquila adalberti), atmacagiller (Accipitridae) familyasından bir kartal türü. İspanya, Portekiz ve Fas ana yaşam alanlarıdır. 2002 yılına kadar şah kartalın bir alt türü olarak kabul edilmekteydi. Küçük bir kartaldır. Boyu 75-84 cm, ağırlığı ise 2,5 - 3,5 kg kadardır. Kızıl ayaklı keklik, kemiriciler, tavşanlar, güvercinler, kuzgunlar, ördekler ve hatta tilkiler ana besinleri arasındadır. Dünyada yaşamını sürdürmekte olan İspanyol şah kartallarının 500 kadar olduğu saptanmıştır.

Kaya Kartalı (Aquila chrysaetos)

Kaya Kartalı (Aquila chrysaetos)

Kaya Kartalı (Aquila chrysaetos), atmacagiller (Accipitridae) familyasından büyük ve kahverengi bir kartal türü.

Özellikleri

Gencinin gövdesi siyaha yakındır, uçuşta beyaz kanat içi ve kuyruk dibiyle rahatça ayrılır. Başını ve boynunu ileri uzatır, kanadı gövdesine doğru daralır, kuyruğu diğer kartallardan uzun ve deniz kartalları gibi kamalı değil, küttür.

Yaşam şekli
Tüm yaşamları boyunca bir tek eşleri olur ve genellikle her yıl aynı yuvayı tercih ederler, genellikle zor erişilen yerlerdedir. Ötüşü şahin gibi bir 'tuii-u'. Diğer bir ötüşü havlamaya benzer. Kayalık dağlarda ve dağlık ormanlarda yaşar.

Uçuşta görkemli ve zariftir, gerektiğinde avına ilerlerken pike yaparak saatte 320km hıza ulasabilir, buda onu gökdoğandan sonra en hızlı kuş yapar. Diğer kartallardan farklı olarak süzülürken ve dönerek yükselirken kanatlarını yukarı kaldırır.

Din

Kartal bazı kültürlerde kutsal bir kuştur ve kartal tüyleri özellikle Orta Amerika halkaları içinde olduğu kadar, Kızılderili ve Kanada'daki ilk uluslar pekçok dinin ve ruhsal geleneklerin merkezidir. Bazı yerli Amerikan hakları kartalı kutsal olarak kabul eder. Kartalın tüyleri ve çıplak kafası baş giysisi olarak kullanılır. incil ve İsa sembolü ile karşılaştırılır. Kartal tüyleri çoğu zaman yerli seremonilerde olağan üstü liderlik ve kahramanlılar gibi başarıları şereflendirmek için kullanılır.

Küçük Orman Kartalı (Aquila pomarina)

Küçük Orman Kartalı (Aquila pomarina)

Küçük orman kartalı (Aquila pomarina), atmacagiller (Accipitridae) familyasından bir kartal türü.

Özellikler

Başı ve kanat örtü tüyleri soluk kahverengi, kuş tüyleri genellikle daha koyudur. Baş ve gaga, bir kartal için küçüktür. Genellikle kanat üstlerinde beyaz bir yama vardır. Erişkinlerde, sağrıda beyaz bir “V” işareti vardır. Ötüşü köpek gibi bir yip sesidir. Bir ağaçta yaptığı yuvasına 1-3 beyaz kahverengimsi sarı lekeli yumurta bırakır.

Yayılış

Orta ve doğu Avrupa'da ve güneydoğuya doğru Türkiye'de çoğalır ve Afrika'da kışlar. Bu türün bütün dünya populasyonu Türkiye üzerinden göç etmektedir.

Küçük Kartal (Hieraaetus pennatus)

Küçük Kartal (Hieraaetus pennatus)

Küçük kartal (Hieraaetus pennatus), atmacagiller (Accipitridae) familyasından orta büyüklükte bir kartal türü.

Özellikleri

Boyları 47 cm, kanat açıklıkları 120 cmdir. Ağaç veya kayalıklara yuva yapar ve 1-2 yumurta koyarlar. İki ayrı kuş tüyü formu vardır. Soluk kuşlar, daha koyu bir baş ve uçuş tüyleriyle çoğunlukla hafif gridir. Diğer form, koyu gri uçuş tüyleriyle orta-kahverengi kuş tüyüne sahiptir. Ötüşü tiz bir kli-kli-kli şeklindedir. Erkekler yaklaşık 700 gram, dişiler 1 kg ağırlığındadır.

Beslenme

Küçük memeliler, sürüngenler ve kuşları avlarlar.

Yayılış


Güney Avrupa, kuzey Afrika'da ve orta Asya' da yayılış gösterirler. Göçmendirler. Kışı güney Asya da geçirirler.

Şah Kartal (Aquila heliaca)

Şah Kartal (Aquila heliaca)

Şah kartal (Aquila heliaca), atmacagiller (Accipitridae) familyasından bir kartal türü.

Özellikler

Kaya kartalına çok benzerler, ama biraz daha küçüktürler ve onlar kadar güçlü değildirler. Boyları 80 cm, kanat açıklıkları 200 cm'dir.

Davranış

Yuva başka ağaçlarla kuşatılmamış bir ağaca yapılır ve burdan çevreyi görebilirler. Yuva ağaç dalları, ot ve tüylerle döşenir. Mart veya Nisan'da dişiler, iki veya üç yumurta bırakırlar. 45 gün sonra yavrular yumurtadan çıkarlar. Çoğunlukla bir sincap türü olan susliks ile beslenir ve ayrıca diğer kemirgenleri, ağaçsansarlarını, tilkileri ve kuşlarıda tüketebilirler.

Yayılış

Güney doğu avrupa, batı ve orta asyada dağılım gösterirler. Göçmendirler. Kışı Hindistan, Çin ve Afrika'da geçirirler. Avrupa'da soyu tükenme tehlikesindedir. Daha önce yayılış alanlarından olan Macaristan ve Avusturya'nın büyük kısmında artık görülmemektedirler. Macaristan'da yuva yapan nüfus 70-80 çift kadardır. Küçük ormanları tercih ederler. Diğer kartallardan farklı olarak dağlar, büyük ormanlar ve ağaçsız bozkırlarda yaşayamazlar.

Tavşancıl (Hieraaetus fasciatus)

Tavşancıl (Hieraaetus fasciatus)

Tavşancıl (Hieraaetus fasciatus), atmacagiller (Accipitridae) familyasından bir kartal türü.

Büyüklüğü 55-65 cm civarındadır. Uçuşta uzun kanatları, kuyruğu ve boynuyla büyük bir arı şahinine benzer. Kaya kartalından küçüktür. Beyaz gövde altı kanat altındaki geniş siyah şerit ve koyu renkli kuyruk ucu ile kontrast içindedir. Üstten beyaz sırtı belirir. Genci üstten kahverengi, alttan kestene kızılıdır. Süzülürken ve dönerek yükselirken kanatlarını düz tutar. Ayaklar ve gözler, sarıdır. Genellikle memeliler ve kuşları avlarlar.

Ana ötüşü melodik bir 'klui-klui-klui'dır. Ormanlık ve çoğunlukla kayalık dağalarda yaşar. Kışın daha açık arazilerde bulunur. Genellikle bir ağaç veya kayalıkta yaptığı yuvasına 1-3 yumurtayı bırakan yerleşik, üreyen bir kuştur.

Wahlberg Kartalı (Aquila wahlbergi)

Wahlberg Kartalı (Aquila wahlbergi)

Wahlberg kartalı (Aquila wahlbergi), atmacagiller (Accipitridae) familyasından bir kartal türü. Boyu 55 - 60 cm kadardır. Kanat açıklığı 130 - 160 cm arasında değişir. Ortalama ağırlıkları erkeklerde 1,04 kg, dişilerde ise 1,3 kg'dir. Afrika'da, Sahra'nın güney bölgelerinde yaşarlar. Küçük memelileri, sürüngenleri ve kuşları avlarlar.

Yılan Kartalı (Circaetus gallicus)

Yılan Kartalı (Circaetus gallicus)

Yılan kartalı (Circaetus gallicus), atmacagiller (Accipitridae) familyasından orta büyüklükte bir kartal türü. Doğanlarlar, çaylaklar ve şahinler gibi gündüzcül bir kuştur.

Özellikleri

Tür, 63-68 cm boylarında ve 185-195 cm kanat açıklığındadır. 1,7-1,9 kg ağırlığındadırlar. Arazilerde, baskın olan beyaz alt kısımları ve grimsi-kahverengi olan üst taraflarıyla farkedilebilirler. Kuyrukta 3 ila 4 şerit bulunur. Baykuşa benzer yuvarlak başı, parlak sarı gözleri ve açık renk çizgili kanat altı banatlarıyla dikkat çekerler.

Yılan kartalları başarılı uçucudurlar ve diğer akrabalarına oranla havada daha çok zaman geçirirler. 500 metreye kadar yükselir ve süzülürler, avlanmalarını genelde bu şekildeyken, aşağı doğru keskin dalışlarla yaparlar.

Dağılımları

Eski dünya kuşlarındandır ve Akdeniz'den Rusya içelerine kadar olan Orta Asya, Asya, Pakistan, Hindistan ve bazı Endonezya adalarında yayılış gösterirler. Kuzeyde bulunanlar kışları sub-Afrika, kuzey ekvatora göç ederler. Orta Asya'da bulunanları ve uzak doğudakiler yerleşiktir.

Yaşam şekli

Açık ve ekili araziler, kıraç, taşlık çalılık bölgeler ve kurak bölgeler ve bayırlar yaşam alanlarıdır; ancak yuvalarını ağaçlara yaparlar.

Balık Kartalı (Pandion haliaetus)

Balık Kartalı (Pandion haliaetus)

Balık kartalı (Pandion haliaetus), balık kartalıgiller (Pandionidae) familyasından balıkla beslenen yırtıcı bir kuş türü. İri, uzun kanatlı, suya dalarak avlanan bir avcıdır.

Özellikleri

Suya dalabilen tek yırtıcı kuştur. Beyaz gövdesiyle ve özgün uçuşuyla hemen tanınır. Alttan kanat örtüleri ve gövdesi beyaz, el bileği lekesi koyu renklidir. Kanatları uzundur, el bileğinden aşağı kıvrık tutulur, önden bir martı gibi m şekli oluşturur.

Balık kartalı iyi bir balık avcısıdır. Dalarak pençesiyle balık yakalaması görülmeye değerdir. Sıklıkla asılı kalarak, bazen süzülerek avlanır. Genellikle tamammen suyun içine girer. Su derinliğinden yaklaşık 1 metre derine dalabilirler. Yakaladığı balığın kafasını öne doğru tutar. Hemen hemen sadece balıkla beslenir. Diyetinde kurbağa, yılan gibi yiyecekler olabilir. Her zaman suya yakında bulunur, sadece göç sırasında uzaklaşır. Üreyen bireyler avlanma sırasında yuvadan 14 km uzaklaşabilir. Üremeyen bireyler 10 km alanda beslenebilirler. Yuvaları genelde deniz kenarına yakındır, sıklıkla da kuru ağaç tepelerindedir. Bazen yerde, sığlık bir adacıkta yuva yapabilirler.

Ötüşü ince ve yumuşak bir 'pip-pip-pip'dir.

Tüyleri

Normalde koyu renkli olan tüylerinin tamamı beyaz olduğu bireyler rapor edilmiştir. Fransa ve Kuzey Amerika'da melanist bireyler de gözlemlenmiştir.

Yaz ve kış boyunca tüy değiştirir, göç sırasında bunu durdururlar. Yırtıcılarda tipik olarak tüy değişimleri her yıl tüm primerlerde olur. Sekonderler genellikle iki yılda bir yenilirler. Yeniler ve sonraki sekonderlerin boyları aynıdır. Yaşlı kuşlarda tüy değişimi asimetrik ve rastgeledir. Gençlerde tüy değişimi kışın 5-7 aylık olduklarında başlar.

Uçuş

Oldukça esnek kanatlarıyla, düzenli, sığ ve yavaş kanat vurarak güçlü bir uçuşu vardır. Süzülerek yükselirken ve kayarak uçarken kanatlarını martı gibi bükük tutar. Vücut düzeyinin altnıda tuttuğu kanatlarını el bileğinden öne kaldırır, kanat uçlarını sivri şekilde aşağı ve geriye doğru tutar. Süzülerek yükselirken bazen kanatlarını düz tutar. Suyun üzerinde avlanırken sıklıkla havada asılı kalır.

Yaşam şekli

Bir martı gibi uçar, avlanırken sıkça havada asılı kalır, suya tamamen dalan tek yırtıcı kuştur. Çoğu kez elektrik direklerine ve ölü ağaçlara tüner. Tüm Dünya'da yayılmıştır ve suyun yakınındaki (göller, nehirler, deniz kıyıları)nda bulunurlar. Başlıca üreme noktaları Avrupa'dır. Az sayıda lokal olarak İskoçya, Orta Avrupa, Portekiz'in güneybatı noktalarıdır. Kanarya adalarında üreme kolonileri vardır.

Yaşama alanı

Kışın büyük ve tatlı acı göller, lagünler ve deniz kıyısında bulunur.

1960 larda balık kartalı popülasyonu DDT kullanımı sonrasında azalmıştır.DDT kullanımı yumurtadaki kalsiyum içeriğini ve kabuk kalınlığını azaltmıştır ve kolayca kırılmasına neden olmuştur.DDT kullanımının kısıtlanmasıyla yeniden popülerliği artmıştır. Yapay yuvaların kullanılması üreme başarısını %45.9’dan %62.9’a çıkarmıştır.

Yumurta, kuluçka, tüylenme

Göl ve nehirlerin çevresindeki ormanlık ve turbalık arazide ve kayalık adalarda ürer, ağaç tepelerinde ya da zeminde yuva yapar. Balık kartalları genellikle tek eşlidir. Bazen bir erkek iki dişi olabilir. Bir erkek, iki yuva görülür. Göçmen Balık kartallarının çoğu Nisan-Mayıs ayları başında 2-4 yumurta yaparlar (Kur dönemi mart sonu, Nisan başı). Kuluçka süreleri 5-6 haftadır.

Erkek yavru ve dişinin beslenmesini sağlar. Her gün 60-100 gr lık 3-1 balık getirir. Ortalama 1.1,1.3 civciv tüylenmelerini tamamlar. Tüylenme süresi yaklaşık 2 aydır(48-59 gün). 7-17 ayda bağımsız hale gelirler. Yerleşik balık kartalları kışın kuluçkaya yatar.

Avcıları

Timsahların çamur yığınlarında geceleyen balık kartallarını yedikleri bildirilmiştir. Erişken bir balık kartalını sadece baykuşlar (sıklıkla Bubo virginanus) düzenli olarak öldürebilir. Rakunlar (Procyon lotor) ve yılanlar, balık kartalı yumurtası ve civcivlerini yiyebilirler.

Yaşam süresi

Tüylenen 100 kuştan 37'si 4 yıl sonunda canlı kalmayı başarır. Bu sayı 8 yıl sonra 17'ye, 12 yıl sonrada 6-8'e iner. Kaydedilen en fazla yaşam süresi erkekte 25 yıl, dişide 23 yıldır.

Kartal (Accipitridae)

Kartal (Accipitridae)

Kartal, atmacagiller (Accipitridae) familyasından çok sayıda yırtıcı kuş türünün ortak adı.

Özellikleri

Kanatları ve kuyrukları geniş, bacakları tüylü, iri yırtıcılardır. 2-3 yılda ergenliğe ulaşırlar. Uçuşta sıkça dönerek yükselirler, belirgin parmakları, yukarı kıvrılır. Ormanlar ve dağlarda yaşarlar. Kaya girintilerinde ve ağaçlarda yuva yaparlar. Kartallar tek eşlidir. Yaşamları boyunca eş değiştirmedikleri gibi her yıl aynı yuvayı kullanırlar. Yuvaları genellikle kolay ulaşılamayacak yerlerdedir. Yuvayı bıraktıkları bir ya da birkaç yumurtanın kuluçka dönemi altı-sekiz hafta sürer. Yavruları yavaş gelişir ve ancak üç ya da dört yaşına giren kartalların erişkinlere özgü tüyleri çıkar.Kaya kartallarının yaklaşık olarak kanat açıklığı 1,5 metreyi bulur. Kartalların ortalama kaldırabilecekleri ağırlık 100 kg'dir.


Beyaz Kartal

Beyaz Kartal (Bald Eagle), (Haliaeetus leucocephalus) Kuzey Amerika kıtasında bulunan ve ABD’de en çok tanınmış kuş ve simgedir. Ak başlı kartal ya da Beyaz başlı kartal adlarıyla da bilinir. Bu deniz kartalının tanımlanmış 2 alt-türü vardır ve Beyaz kuyruklu kartal ile beraber bu türü oluştururlar. Dağılışları Kanada ve Alaska çevresinde ve ABD ile Meksika’nın kuzeyinde oldukça yoğundur. Açık sularda ve büyük yaşlı ağaçlarda büyük bireylere rastlanır.

Boz Ayı (Ursus arctos)

Boz Ayı

Boz ayı (Ursus arctos), ayıgiller (Ursidae) familyasından Türkiye, Kıbrıs, Balkanlar, Sibirya, Kuzey Afrika ve Kuzey Amerika’da yaşayan bir ayı türü.

Batılı dillerde kahverengi ayı olarak bilinen Ursus arctos'a, Türkiye'deki boz ayı bireyleri biraz daha açık renk olduğu için "toprak rengi" anlamında boz ayı denir.

Boz ayı, yaşayan en büyük etçillerden biridir. Baştan kuyruk sokumuna kadar uzunlukları 1 ile 2,8 m arasında değişiklik gösterir. Kuyrukları 6,5 - 21 cm civarındadır. Omuz hizasında yükseklikleri 0,9 - 1,5 m arasındadır. Arka ayakları üzerinde oturduklarında boyları 2,43 m olabilir. Ağırlıkları 80 - 600 kg arasında değişim gösterebilir. Ortalama bir erkek, yine ortalama bir dişiden 8 - 10 % daha büyük olabilir. Ursus arctos türünün en büyük bireyleri Alaska’nın güney kesimlerinde ve çevre adalarda yaşarlar. Bu bölgelerde erkekler 389, dişiler ise 207 kg olabildiği gibi, 780 kg ağırlığa erişebilen devasa ayılar da bulunur. Alaska boz ayısı (Kodiak - Ursus arctos middendorffi) en büyük boz ayı alt türüdür. Ağırlıkları bazın kesimlere doğru hızla düşebilmektedir. Güneybatı Yukon’da bireyler ortalama 140 kg’dır. Kürkleri genellikle koyu kahverengidir. Fakat krem renginden hemen hemen siyaha kadar geniş bir renk yelpazesine sahip olabilir. Türkiye’de genelde “Boz ayı” adıyla anılır. Sebebi Türkiye’deki ayıların renginin boza, yani kahverengi ve grinin karışımına yakın olmasıdır. Bireyler Rocky Dağları’nda sırtları boyunca daha uzun kürke sahiptirler. Dağların buzlu eteklerinde yaşayan ayılar, kırlaşmış (grizzly) bir renge sahiptirler. “Grizzly” adı buradan gelmektedir. Boz ayılar son derece güçlüdürler ve büyük bir dayanıklılığa sahiptirler. Bir sığırı tek bir darbede öldürebilirler. Bir at kadar hızlı koşabilir, Olimpik bir yüzücü kadar iyi yüzebilir, bir Kanada geyiğini yokuş yukarıya sürükleyebilirler.


Yayılışı ve Yerel Adlar
İç Anadolu, Akdeniz ve Ege bölgesinin bazı illeri, Trakya bölgesi ve Suriye sınıran yakın alanların bir kısmı hariç birçok ilimizde bulunur. Ankara, Artvin, Muğla, Çanakkale, Ağrı, Van, Hakkari, Sivas, Kahramanmaraş, Erzurum, Konya, Bartın, Kastamonu, Çankırı, Bolu, Konya, Siirt bunlardan bazılarıdır.

Beslenme
Boz ayının besin aralığı çok geniştir ancak genelde otçul diyeti seçerler. Büyük memelilerden, küçük memelilere, kuş yumurtalarından böcek ve larvalarına, bitki köklerinden meyvelere kadar çok farklı besinleri tüketebilirler. İlkbaharda zor iklim koşullarında arı kovanlarındaki bal ve larvalar ile yonca tarlalarından, yazın bahçelerdeki meyveler ve tarladaki ürünler ile ve kimi zaman da evcil hayvanlar ile beslenebilirler. Meyve veya sebzelerin en iyi, vitaminli ve proteinli olduğu olgun zamanını beklerler, eğer meyvelerin olgunlaşmadığını görürse aynı yere bir iki hafta içinde yeniden gelir. Yaşam alanları ÇBDK, yaban keçisi, yaban domuzu, karaca, sansar, tilki, kurt vb. hayvanlar ile örtüşebilir. Kurt ve yaban domuzu ile aralarında bir rekabet vardır. Yaban domuzu yavruları ile beslenebilirler. Kurtlardan ilk baharda ve kışın çekinirler.

Göçü

Herhangi bir göç davranışı sergilemez ancak anneden ayrılan yeni yavrular kendilerine uygun alanlar bulmak için uzun mesafeler gidebilirler.

Popülasyonu
Türkiye de yaşayan en büyük memeli hayvan olan boz ayı, yasadışı avlama, tuzakla yakalama ya da zehirleme yoluyla öldürülmektedir. Yaşam alanları da madencilik, yol yapımı, HES inşaatları ve orman kesimi faaliyetleri nedeniyle küçülmektedir. Ayı popülasyonu Türkiye’nin güneyinde yok olacak kadar azalmasına rağmen Doğu Karadeniz bölgesi halen iyi durumda popülasyonlar barındırmaktadır. Ancak son zamanlarda birçok ilimiz insan-ayı çatışmasının odağı haline gelmiştir.

Türkiye popülasyonu tam olarak bilinmemektedir ancak yaptığımız tahminler sayısının 3000-5000 arasında olabileceğini göstermektedir.

Türkiye Cumhuriyeti tarafından bozayının korunmasına yönelik imzalanmış uluslararası antlaşmalar:

• IUCN 2000 Kırmızı liste: Küresel anlamda tehdit altında değil
• CITES: EK- II
• Bern konvansiyonu: EK- II
• Avrupa Birliği Habitat direktifleri: EK II ve IV


Davranışları
Ormanın en büyük canlısı olmasına ve çarpıcı cüssesine rağmen oldukça ürkek ve korkak canlıdır. İnsanlar ile karşı karşıya gelmemeye çalışır. Ani karşılaşmalarada ve ürktüğünde en yakındaki gizlenebilecek yere kaçmaya çalışır hiç durmadan gözden kayblouncaya kadar koşabilir. Arada ne kadar uzaklaştığını anlamak ve kendini güvene almak için durup, geri dönüp bakar ve koşmaya devam eder.

Ayılar birbirlerine karşı önleyici davranışları ağaçların gövdesini kemirerek, sırtlarını kaşıyıp tüy bırakarak veya pençe izlerini bırakarak gösterirler. Birbirlerinin büyüklüklerini buradaki izlerin büyüklüğünden anlayabilirler. Yavru ayılar daima erkek ayılar tarafından öldürme riski olduğundan dişiler diğer ayılara karşı tedbirli ve sinirlidir. Ayılar çok iyi bir hafızaya sahiptirler ve kolayca öğrenebilirler. Boz ayılar daima yalnız tek yaşayan hayvanlar olarak bilinir ancak gezdikleri alanlar örtüşebilir.



Yerel Adlar
Karadeniz yöresinde Datvi (Gürcüce ayı) de denir. Yavrularına "palak" denir. Genel olarak ayı diye adlandırılır.

Ses-Ötüşü
Oldukça horultu bir hayvan olabilir, karşılaşmalarda böğürebilir veya kükreyebilir. Yavrularını tiz bir ses ile çağırır.

Kutup Tilkisi (Alopex Lagopus)


Bunu Biliyor muydunuz?

Carl Weyprecht'in Kuzey Buz Denizi'nde bir takımada olan Franz Josef Toprakları'nı bir Avusturya-Macaristan ekspedisyonunun başında gezdiği 1870'lerden önce, aurora borealis denen kuzey ışıkları hakkında efsaneler söylenmişti. Finlandiya'da kuzey ışıklarına verilen “tilki ateşleri” anlamındaki revontulet adı, eski bir destandan gelir. Bu destana göre, karlar arasında koşan kutup tilkisinin kürkü dağlara değdiğinde, kıvılcımlar havaya uçuşur ve gökyüzünü aydınlatır. Destanın bir diğer versiyonunda ise, tilki fırçaya benzer kuyruğuyla karı yukarıya doğru savurarak gökyüzünü kıvılcımlarla tutuşturur. Lapland'ın kuzey kesiminde bir yıl içinde kuzey ışıklarının görüldüğü gecelerin 200'ü geçmesine bakılırsa, oradaki tilkilerin işi herhalde başlarından aşkın olmalı!

Kathy B. Maher
Kutup Tilkisi (Alopex Lagopus)

Kutup Tilkisi (Alopex lagopus), köpekgiller (Canidae) familyasına dahil Alopex cinsi içinde yer alan tek tür olup, arktik bölgelere özgü küçük bir tilkidir.


Bu tilkinin kürkü kışın beyaz, yazın koyu kahverengidir. Göz kamaştırıcı kürkünü ele geçirmek için avcılar can atar. Kutup tilkisi uzun, bol tüylü ve dolgun kuyruğunu şiddetli soğuklarda bi atkı ya da yorgan gibi kullanır. Koku alma yetisi çok gelişmiştir. Hızlı bir koşucu, iyi bir yüzücüdür, Kuzey Kutbu'nda kış başlangıcında, mart-nisan aylarında doğru kutup tilkisi çifti gelecekteki yavruları için barınak hazırlarlar. Aslında bu barınaklar kuşaktan kuşağa miras kalır. Bazılarının 300 yıl kadar kullanıldığı saptanmıştır.

Kutup tilkisi köpekgiller arasında bir kerede en fazla yavru dünyaya getirendir. Yavru sayısı ortalama 11'dir; bazen 22'ye çıktığı olur. Erkek tilki avlanıp yiyecekleri (küçük kemirgenler, kuşlar, bazı meyveler,leşler) yuvaya taşırken, dişi yavrularıyla ilgilenir. Yavrular aşağı yukarı 4 aylıkken yuvadan ayrılırlar. Bu süre içinde çift birlikte yaşarlar. Kutup tilkisinin insanlardan başka başlıca düşmanları vaşak ve kutup ayısıdır.



Saksağan Kuşu (Magpie)

Saksağan Kuşu
Yerli dilinde : Pica pica
İngilizce : Magpie

Saksağan (Pica), kargagiller (Corvidae) familyasından uzun kuyruklu kuş türlerini kapsayan bir cins ve Urocissa, Cissa, Cyanopica, cinslerini oluşturan kuş türlerinin ortak adı.

Özellikleri :

Uzun kuyruklu, karın ve omuz tüyleri ile el uçma tüylerinin iç tarafları beyaz olan kuşlardır. Diğer vücut tüyleri siyah ve metalik parlaklık gösterir. Metalik yeşil olan kuyruk tüylerinin uçları parlak mavi, ayaklar ve gaga siyahtır. Boyları yaklaşık 46 cm. dir. Böcekler, kuş yumurtaları, solucanlar ve leşler ile beslenirler. Yerli kuşlardır. Doğuda yaşayanların bir kısmı gezicidir. 6-8 arası yumurta yumurtlarlar. Kuluçka süreleri 12 gündür. Yavrunun uçma süresi 16 gündür. Ötüşleri "şak-şak" şeklindedir. Ağaç, dal parçaları ve kökleri üst üste koyarak yaptıkları yuvalarının duvarlarını balçık kullanarak sağlamlaştırırlar. Yuvalarının üstünde bir şapkamsı bir yapı bulunur.

Dağılımı :

Avrupa'dan Asya'ya kadar ve Kuzey Amerika'yı da içine alan bölgelerde görülürler. Palearktik'in büyük bir kısmında, Güney Çin'de ve Hindu Çin'de yaygındırlar. Türkiye'de sürekli görülen yerleşik kuşlardır. Seyrek ağaçlı arazilerde, tarla ve parklarda, meyve bahçelerinde ve fundalıklarda yaşarlar.

Genellikle Asya'nın mavi ve yeşil saksağanlarıyla akraba oldukları bilinse de, yakın zamandaki araştırmalar Avrasya kargalarıya daha yakın akraba olduklarını göstermiştir.

Kültürde saksağan :

Saksağanın Avrupa kültüründe onu çok yönlü hurafelerle çevreleyen ortaklığı vardır. Genellikle konuşulan, kuşun mutsuzluk ve probleme ortaklığıdır. Bu belki de onun çok iyi bilinen huysuzluğu kadar, kaba sesi ve parlak objeleri çalma eğiliminden olabilir. Türk deyimlerinden biri de şöyledir: "Dam başında saksağan, vur beline kazmayı!"

Ekinezya (Koni Çiçeği)

Dünyadaki her şeyin bir sebebi vardır.Her bitki bir hastalığı tedavi etmek için büyür.Ve her insan bir görevle yaratılmıştır. Bu, kızılderilinin varlık teorisidir.

Yaslı Güvercin,Salish Kabilesi
Ekinezya (Koni Çiçeği)

Ekinezya'nın sadece soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklara iyi geldiği biliniyor ancak bunun yanı sıra birçok hastalığa da iyi gelen mucizevi bir bitki. "Ekinezya mucizesi Vücudun hastalıklara karşı korunması için savunma sisteminin sağlıklı ve güçlü olması en öncelikli gereksinim. Bu gereksinime hizmet amacıyla, her toplum kendi gelenekleri doğrultusunda bitkilerden yararlanmış. Bu amaçla kullanılan bitkiler arasında ekinazya (Echinacea), son yıllarda adına en sık rastlanan bitki olarak karşımıza çıkıyor. Anavatanı Kuzeydoğu Amerika olan ekinazya bitkisinin tıp alanındaki kullanımı hakkında bilinenler, özellikle Cheyenne ve Sioux'lar gibi Kızılderili kabilelerinin bu bitkiyi yaraların iyileştirilmesinden, ateşli hastalıklara kadar geniş bir alanda yaygın olarak kullanmasına dayanıyor. Kullanımı bu kadar eskiye dayanmasına karşın, ekinezya son yıllarda yaşlı bilgelerin gizemli ilaç sandıklarından çıkarak doğal ürün raflarındaki, hatta eczanelerdeki yerini almış durumda. Yüzlerce yıl tedavide kullanıldıktan sonra 19. yüzyılda modern ilaçların gölgesinde gündemden düşen ancak 100 yıl sonra yeniden ve güçlü bir biçimde doğan ekinezya üzerine yapılan bilimsel çalışmaların yoğunluğu, bitkinin günümüzde bir Rönesans yaşadığını gösteriyor. Ekinezya üzerine ilk modern bilimsel çalışmalar geçen yüzyılın 2.yarısında başlatılmış. Alman hekim Meyer'in, ekinazya ekstresi ile hazırladığı özel bir preparatın romatizma, nevralji, özellikle başın önkısmını etkileyen baş ağrıları, dispepsi, tümörler, açık yaralar ve vertigo gibi hastalıkların tedavisinin yanı sıra bitki zehirlenmeleri ve yılan sokmalarının tedavisinde de kullanıldığı biliniyor (Lloyd1904). Bu yıllarda Lloyd Brothers Inc. tarafından daha büyük çapta üretilen ekinazya tentürü, 1916 da Amerikan Ulusal Formüler isindeki yerini almış ve böylece bitkinin tıp alanındaki kullanımı yasallık kazanmış. Son 30 yılda özellikle Alman araştırmacılar tarafından ekinazya bitkisive etkileri üzerine yapılan klinik çalışmalar neticesinde ekinezya bugün şifalı (tıbbi) bitkiler arasında ön planda. Yapılan bu çalışmalarla bitkinin sağlıklı doku ile hastalığa neden olan mikroorganizmalar arasındaki doğal bariyeri yok eden enzimin oluşumunu engellediği, akyuvarların üretimini ve aktivitesini artırdığı kanıtlanmış, ayrıca nezle ve grip gibi bulaşıcı enfeksiyonlara karşı bünyenin savunmasını sağlayan "interferon" isimli maddenin üretimini artırmak yolu ile bağışıklık sistemini uyardığı anlaşılmış. Bu veriler ışığında, günümüzde ekinazyaya ilgi oldukça yoğun. Son bulgular: Ekinazyanın tedavi alanındaki etkileri ile ilgili sonveriler, bitkinin alerjik reaksiyonların oluşmasını da önlediğini ortaya koyuyor."

Çalıkuşu (Remiz Pendulinus)


"Tabiatın bahçelerinde küçük bir çocuk hayretiyle gezinirken, kuşların şakımasında, suların çağıldamasında ve çiçeklerin tatlı kokusunda Yüce Ruh'un fısıltılarını duyarız." Zitkala Sa (Sioux)


Çalıkuşu (Remiz Pendulinus)


Küçük boylu, gri ve kahverengi bir kuştur. Sırtı kızılkahverengidir. Alnını ve kulak örtü tüylerini örten geniş ve siyah bir maskesi vardır ve gri başıyla kontrast oluşturur. Boğazı beyaz, göğsü kızıl-kızıl kahverengidir. Dişiler daha soluk renkli ve maskesi küçüktür. İnce konik bir gagası vardır.
Yaşam alanı : Genellikle sulak alanlarda ve dere kenarlarında yaşar. Sazlık, yoğun kavak ve söğüt ağaçlarının bulunduğu yerleri tercih eder.Kese şeklindeki yuvasını ağaç dallarına asılı olarak dokur.

Ses: Sesi, kızılgergedan gibi bir "tsi" ve baştankarayı andıran "tsi-tsi-tsi" dir.

Tehtid : Barajlar, sulak alanlanrın kurutulması ve aşırı saz kesimi nedeniyle yaşam alanı tehtid edilmektedir.

Dağılım : Türkiye'de yıl boyu yaygın olarak bulunur.

Kaynak : Türkiye Kuşlar Rehberi

Arı Kuşu (Merops apiaster)


Arı Kuşu (Merops apiaster)

Çok renkli bir kuş türüdür.Boğazı ve kuyruk sokumu sarıdır. Uçarken kızıl kanat altı ve koyu firar hattı görünür. Genç bireyler daha donuk renkli ve kısa kuyruklu olmaları ile tanınırlar.
Yaşam Alanı :

Su kenarındaki dik kum yamaçlarına ya da yumuşak toprak duvarlarda açtığı oyuklarda yuvalar. Ülkemizde yaz göçmenidir. Arı, sinek ve çeşitli böceklerle beslenir.

Ses : Uçuşta düzenli olarak öterler. Sesi berrak ve tekrarlıdır : "şrrrük" veya "rrrüpp".
Son baharda toplu göçleri sırasında yüksekten uçmalarına rağmen sesleri duyulur.
Tehtid Alanı : Yasadışı avcılık

Ülkemizde dağılım : Ülkemizin bütün bölgelerinde yaz aylarında görülürler.

Yayılışı : Güney Avrupa'da ve kuzey Afrika'nın bazı bölgelerinde ve batı Asya görülürler. Kuvvetli göçmendirler, kışı tropikal Afrika’da geçirirler.

Yeşil Arı Kuşu (Merops superciliosus)


Yeşil Arı Kuşu (Merops superciliosus)

Arıkuşundan yeşil gövdesi, daha kızıl kanat altı, kızıl boğazı ve gözündeki sürme çevresindeki mavi hatla ayrılırlar. Gıdısı sarı, boğazı kızıl renklidir. Uçarken kanat altı arı kuşundan daha parlak kızıl görünür.

Yaşam Alanı: Çevrede su kaynağı olan kurak ve açık alanlarda yere ya da toprak duvarlara yuva yapar.

Ses : Arı kuşuna göre daha kısık ve tiz bir sesi var.

Tehtid : Kum almak için tepelerinin kazılması sonucu üreme alanları tahrip edilmektedir.

Dağılımı : Ülkemizde Güneydoğu anadolu Bölgesi ve Iğdır Ovası'nda yaz aylarında bulunur.

Tembel Hayvan


Tembel Hayvan (Yaprak-yiyen) Özellikleri :

Tüm memeliler arasında en yavaş hareket eden hayvanlar olarak bilinirler. Saniyede en fazla yarım metre kadar hareket ettiği hesaplanmıştır.

Tembel hayvanlar, günde 15 ila 18 saat uyuyarak en çok uyuyan hayvanların başında gelirler. Kalan zamanda ise yemek yerler ve tutundukları ağaç dalını değiştirirler. Pek fazla yemek yemeyip su içmedikleri de bilinmektedir, bu nedenle doğaya en az zararı olan hayvanlar olarak tanınırlar.

Tembel hayvanlar, keskin pençeleri sayesinde dalların üzerinde tersine doğru asılı bir şekilde yaşarlar. Yere ise yalnızca ağaç değiştirmek veya boşaltım yapabilmek için inerler.

Sürekli ters asılı oldukları için iç organlarının yerleri bile diğer memelilerden farklıdır. Hatta tüyleri de ters yöne uzar.

Yaşadıkları Kosta Rika'daki tembel hayvanların ana ölüm kaynakları elektrik tellerine takılmaları ve kaçak avcılardır.

Tembel hayvanlar ağaçlarda yaşamaya uyum sağlamalarına rağmen iyi yüzücülerdir.

Kızıl akbaba (Gyps Fulyus)


Kızıl akbaba (Gyps Fulyus)

Güney Avrupa ve Kuzey Afrika’dan Hindistan’a uzanan geniş bir alanda yaşar.Örtü tüyleri kızıl kahverengi, telekleri karadır. Çıplak gibi görünen beyaz renkli başıyla, boynu küçük tüylerle kaplı olan kızıl akbabanın kabarık tüylerden oluşan beyaz bir yakası vardır. Çoğunlukla kayalık bölgelerde yaşar ve yuvasını kayalıklara yapar. Türkiye’nin her bölgesinde dağlık yörelerde görülse de batı bölgelerinde daha az sayıda bulunur.

Sessiz bir türdür. Ses çıkarmazlar

Tehtid : Kurt, tilki gibi hayvanları öldürmek amacıyla bırakılan zehirli yemler, bir çok yırtıcı kuş türü gibi Kızılakbabaları tehtid etmektedir.

Ülmemizde dağılımı : Yaz kış rastlanabilen yerli bir türdür.Toros Dağları, Doğu Karadeniz Dağları ve Doğu Anadolu'daki uygun habitatlarda lokal olarak bulunur.

Kara Akbaba (Aegypius monachus)


Kara Akbaba (Aegypius monachus)

Güney Avrupa’dan Çin’e kadar uzanan bölgede yaşar. Eski dünya akbabalarının en irisi ve uçan kuşların en ağırlarından biri olan kara akbabanın uzunluğu 100-110 cm, kanat açıklığı 250-295 cm ve ağırlığı 7,5-12,5 kg arasıdır. Dağlık yörelerde yaşar ve tüyleri karaya daha yakın koyu kahverengidir. Boynu tamamen tüysüzdür.

Tek eşli bir hayatları vardır. Eşlerden birisi ölünce başka bir eş edinebilirler. 4-5 yaşından itibaren yılda bir kez bir adet yumurtlayan dişi, yumurta eğer ilk bir ay içerisinde zayi olursa yeniden yumurtlayabilir. Kuluçka süresinde (50-54 gün) ve yavrunun ilk günlerinde dişi ve erkek akbaba yumurtaya ve yavruya dönüşümlü olarak bakarlar, dönüşümlü olarak avlanırlar. Yavrular genelde 100-110 gün yuvada kaldıktan sonra erişkinlerin boyutuna ulaşır ve uçmaya başlarlar.
Mısır akbabası

Ses : Genellikle sessizdirler.

Tehtid : Yanlış orman işletme politikaları sonucu ürediği yaşlı ormanların yokedilmesi ve kurtları zehirlemek için bırakılan yemler Karaakbaba türünü çok sayıda azaltmıştır.

Ülkemizde dağılımı : Doğal kalan yaşlı ormanlarımızda bulunur. Avrupa'daki en büyük ikinci popilasyonu Türkiye'dir.

Mısır Akbabası


Mısır Akbabası

Güney Avrupa Orta Doğu Hindistan Kuzey ve Doğu Afrika’da yaşar. Tüyleri ve kuyruk lekeleri kara, tüysüz başının derisi ise sarıdır. Yalnız dağlık bölgelerde değil yakınlarda yuva yapmasına elverişli kayalıklar olduğu sürece açık arazide de görülür. Türkiye’deki en yaygın tür olan Mısır Akbabası her bölgede görülür.

Niagara Şelalesi


Niagara Şelalesi

Niagara Şelaleri Kuzey Amerika'nın doğusunda, ABD ile Kanada sınırı arasında, Niagara Nehri'nin üzerinde bulunur. 3 büyük şelaleden oluşur. Horseshoe (Atnalı Şelalesi) bunların en büyükleridir. American Falls ve Bridal Veils Fall diğer iki küçük şelalelerdir.

Niagara Şelalesi'nden yarım dakikada 168.000 m³ su akar.

Kuzey Amerika'nin en büyük şelalesi olan Niagara, 10.000 yıl önce Kuzey Kutbu'ndan gelen buz kütlelerinin yol açtığı çöküntülerdir. Şelalenin çevresi Niagara Şelaleleri Parkıdır ve kardeş şehirler olan Niagara Falls-Ontario ve Niagara Falls-New York tarafından doğal koruma altındadır. Niagara isminin yerli dilindeki "Onguiaahra" (düz) kelimesinden geldiği sanılmaktadır.

Nehir çevresindeki Nikola Tesla tarafından yapılan birkaç hidroelektrik santrali hem ABD hem Kanada için elektrik üretmektedir. Şelale çevresinde yapilabilecek aktiviteler, Niagara Parkından büyük şelaleyi ve havaya uçan suların oluşturduğu gökkuşağını izlemek, şelalenin altına kadar ilerleyen bot gezilerine katılmak, ortası sınır kabul edilen Rainbow köprüsünden diğer ülkeye geçmek veya gümrüksüz mağazalardan alışveriş yapmaktır. Niagara Şelalesi 1932 yılında tamamen donarak buz olmuştur.

Niagara şelalesi dünyada tek ters akan şelaledir. Şelalenin suyu taşlara çarparak geri gelir.

Bu da dünyada eşi benzeri görülmemiş bir durumdur. Şelalenin Kanada tarafı Amerika tarafına nazaran daha gelişmiştir. Şelale bot turlarıyla ünlüdür.

Sekoya (Sequoia Sempervirens)



Sekoya (Sequoia Sempervirens)


Tanım :

Sekoya (Sequoia sempervirens), servigiller (Cupressaceae) familyasının Sequoia cinsinden tek bir türle temsil edilen (monotipik) 120 m boy, 7 m çap yapabilen anavatanı Kuzey Amerika olan büyük bir ağaç türü.

Sekoya gibi yüksekliği 100 metreyi bulan dev ağaçlarda su tepelere kadar kohezyon kuvvetiyle yükselir.

Bir ağaç kendi besinini doğrudan doğruya toprak ve havadan güneş ışığı vasıtasıyla üretir. Bu, hiçbir canlı hayvan vücudunun yapamadığı son derece karmaşık bir hadisedir. Yapraklardaki klorofil denilen yeşil madde sayesinde, havanın karbondioksitinden, güneş ışığı altında fotosentez denilen olay sonucunda kendisi ve diğer canlılara faydalı besinleri meydana getirir.


Her yaprak, kendini dışarıya karşı koruyacak çok etkili bir tabaka ile sıkı sıkıya örtülüdür. Hava, yaprakların altındaki çok küçük deliklerden girebilir. Suyun buharlaşması da, yine bu deliklerden (por) sağlanır. Yaprak ihtiyaca göre bu delikleri açar veya kapatır. Ağaç kabuğu çok etkili bir su geçirmeyici zırhtır. Bir ağaç, başından ayaklarına kadar, su buğusunun dışarı sızmasına karşı sırlanmıştır.

Ağaçlar günlük hayatın her kısmında son derece çeşitli ve o derece yaygın olarak kullanılır. Kağıt yapımından mobilya yapımına, meyvelerinin besin olarak kullanımından süs ağaçlarına kadar, sayısız denebilecek kullanılış yeri vardır. Büyük ağaç toplulukları olan ormanlar ise, bir memleketin iklimini, hatta ekonomisini etkileyecek kadar önemlidir.

Eski jeolojik devirlerde yaşamış, bugün nesli tükenmiş dev ağaçlara dünyanın bazı bölgelerinde nadiren rastlanabilmektedir.

Ağaçların boyları ve yükseklikleri bir hayli değişiklik gösterir. Boyları üç metreden yüz on metreye kadar; yaşları otuz-kırk yıldan beş bin yıla kadar olan ağaçlara rastlanmaktadır. Dünyanın en yaşlı ve yüksek ağaçlarından olan ve ABD'de Sierra Nevada Dağlarında bulunan sekoyalar (Sequoia) yüz on metre yüksekliğe ve 6-9 m çapa erişebilir. Bunların yaşları da dört bin yılı bulmaktadır.
Dağılış :

Anavatanı Kuzey Amerika olan büyük bir ağaç türü.

Doğal yayılış alanında 140 m'ye kadar büyür; gövde dibi çok geniş olup uca doğru daralır. Kabuk kırmızımsı kahverengi veya tarçın renginde, 15-25 cm kalınlığındadır, tacı ise dardır. Genç ağaçlarda dallar incedir, sonradan kalınlaşır ve gövdeye çevrel olarak dizilmiştir.

Yapraklar sürgünlere sarmal olarak dizilmiştir ve iki şekildedir; yan dallar üzerindeki yapraklar 1-2,5 cm uzunluğunda iki sıralı dizilmişlerdir, alt yüzlerinde iki stoma bandı yer alır. Ana sürgünlerin üzerinde yer alan yaprakların ise uzunluğu 1,5-2,5 cm olup uçları sivridir.

Erkek kozalaklar ovoid 1,5-2 mm olup sarı-yeşildir. Tohum kozalakları çok küçük, olgunlaşınca koyu kırmızımsı kahverengi, eliptik-yumurta veya yumurta şeklinde 2-3,5 x 1,2-1,5 cm'dir. Bir yılda olgunlaşan tohumlar açık kahverengi eliptik-dikdörgen şeklinde 1,5 mm uzunluğundadır. Tohum kanadı 1 mm genişliğindedir.

Kutup Ayıları




Kutup Ayıları

Kutup ayıları kutup bölgesinde yaşayan etobur canlılardır. Ağırlıkları 800 kilograma, boyları 2,5 metreye erişir. Kutup ayıları, buzlarla kaplı bir yaşama alanında yaşadıkları için onları soğuktan koruyan beyaz kalın kürkleri vardır. Bu kürk yüzmeye de elverişlidir. Suyun içindeyken tüyler bir araya gelerek birbirine yapışır ve kutup ayısı su geçirmez yumuşak bir dalış elbisesi giymiş gibi olur.


Kutup ayılarının bedeninin aşırı ısındığı zamanlar bile olur.

Bu nedenledir ki, çoğu zaman kutup ayıları hararetlerini gidermek için vücutlarını buza sürterler.

Kürkünün bu özellikleriyle kutup ayısı 37 derece olan beden sıcaklığını, suyun içinde ya da üstünde olsun, uzun süre koruyabilmektedir.

Kutup ayılarının kürkleri beyaz tüylü gibi görünse de her bir tüy aslında içi boş şeffaf bir tüp gibidir. Bu tüpler, güneş ışınlarını doğrudan ayının derisine ileterek onun ısınmasını kolaylaştırır.

Derilerinin hemen altındaki kalın yağ tabakası onları kutup soğuğundan korur. Parmaklarının arasındaki oyuklar sayesinde buz yüzeyini vakum etkisiyle kolayca kavramasını sağlar. Böylece buz üzerinde uzun mesafeleri kaymadan kolaylıkla yürüyebilir.

Böylece saatte 10 kilometre hızla yüzebilir ve 100 kilometre gibi bir mesafeyi dinlenmeden katedebilir . Geniş ayakları yüzmelerini de kolaylaştırır.

Kutup ayıları çok iyi yüzerler. Hiç dinlenmeksizin yaklaşık 100 kilometre yüzen kutup ayıları görülmüştür. Vücut ısılarını korumak için küçük kulakları ve küçük kuyrukları vardır. Kulak ve kuyrukları küçük olduğu için bunların yüzeyindeki damarlar yoluyla ısı kaybetme olasılığı en aza inmiş olur.

Yaşadıkları bölgeler buzlarla kaplı olduğu için kutup ayıları su içmezler. Vücutları için gereksinim duydukları suyu aldıkları besinlerdeki yağları parçalayarak elde ederler. Bu yüzden de yağlı besinler yemeleri gereklidir.

Kutup ayısı bu uçsuz bucaksız buz çölünde avlanmak için uzun mesafeleri kat etmektedir. Bu arada güvendiği bir duyusu vardır: koklama. Kutup ayısının burnu oldukça hassastır. Öyle ki 30 km ötedeki bir fokun kokusunu bile rahatlıkla duyar.

Sadece dişi ayılar kış uykusuna yatmak için kendilerine yuva kazarlar. Erkek ayıların kış uykusu ise “yürürken kış uykusu” olarak adlandırılabilir. Erkek kutup ayıları, kış uykusu sırasında vücut ısılarını, kalp atış hızlarını ve metabolizmalarını düşürürler ancak, buna rağmen yürümeye, avlanmaya ve beslenmeye devam ederler.

Anne adayı kutup ayısı ise kış uykusuna girdiği dönemde hiç enerji harcamamak ve yavrularının daha iyi beslenmesini sağlamak için metabolizmasının hızını düşürür. 7 ay boyunca metabolizmasındaki yağı proteine çevirir ve yavrularının beslenmesini sağlar. Bu 7 aylık süre boyunca kendisi hiç beslenmez. Kalp atışı oranını dakikada 70'den 8'e kadar indirebilir ve metabolizmasını yavaşlatır. Bu dönemde yemek yemediği gibi doğal ihtiyaçlarını da karşılamaz. Böylelikle yavrularını doğuracağı dönemde fazla enerji harcamamış olur.

Buzdan bir dünyada, hayatından oldukça memnun yaşamakta olan kutup ayıslarının sırrı, onların bu koşullara uygun olarak yaratılmış olmalarıdır. Yüce Allah her canlıyı olduğu gibi, kutup ayısını da ihtiyaçları doğrultusunda en mükemmel tasarımla yaratmıştır.

Alaskan Malamute (canis lupus familiaris)

Alaskan Malamute (canis lupus familiaris)

Alaskan Malamute Alaska'da kızak çekmek için yetiştirilmiş iri bir evcil köpek (canis lupus familiaris) türüdür.

Tarihçesi

Alaskan Malamute, kökeni kutup kurtlarından gelen kuzey ırkı bir köpektir. İsmini 2000- 3000 yıl önceleri bu köpek ırkını beslemiş ve yetiştirmiş bir Alaska kabilesi olan Mahlemuit'lerden almıştır.

Sıkça karıştırıldıkları Husky türüne çok benzer ama aralarında farklar vardır. Alaskan Malamute bir Husky'ye göre daha ağırdır. Alaska malamutlarının Sibirya haskilerinin meşhur mavi gözleri yerine derin koyu renk gözleri vardır. Mavi göz Alaska malamutlarında görülmez. Malamutlar kaslı yapıları nedeniyle bir kurda daha çok benzerler. Haskiler hafif yükleri hızlı bir şekilde çekerken, malamutlar daha büyük yükleri çekmek için kullanılırdı. Malamutların kafaları da daha geniştir, haskilerin ise daha ince uzundur. Malamutların kuyrukları genelde havaya doğru kıvrıkken, haskilerin kuyrukları yere doğrudur.

Davranış olarak haskilere çok benzerler ve onlar için söylenen birçok şey malamutlar için de geçerlidir. Kemirmeyi ve kazmayı çok severler. Bahçeden kolayca kaçabilirler. Yine de apartman yaşamına çok uygun değillerdir. Haski ve malamutlar sürü köpekleri oldukları ve kurtlara yakın oldukları için ailenizi de bir sürü olarak göreceklerdir ve sürünün lideri olduğunu ona gösteremezseniz yani çok şımartırsanız bu sefer sizi yönetmeye çalışabilir.

İçgüdüsel olarak hareket eden nesnelere karşı avlama istekleri vardır. Bu nedenle küçük hayvanlarla birlikte bakılırken dikkatli olmak gerekir.

Alaska Malamutu, Alaska'ya özgü iş köpeği. Başlangıçta Alaska'nın kuzey kesimindeki Malamut Kızılderilileri tarafından kızak çekmekte kullanılan Alaska Malamutu, günümüzde özellikle çocuklara son derece sevecen davranışından ötürü evlerde de beslenmektdir. Güçlü bedenli ve geniş omuzlu bir köpektir. Boyu 54 cm - 63,5 cm'yi, ağırlığı 35 kg'ı bulur. Kürkü, sert dış tüyler ve daha yumuşak iç tüylerden oluşur. Kuyruğu tüylü ve sırtına doğru kıvrıktır. Pençeleri geniştir ve karada kolayca koşmasını sağlayacak biçimde tüylerle kaplıdır. Kahverengi, Lacivert badem biçimi gözleri ve gri ya da siyah-beyaz kürküyle, kurtu andıran bir görünüşü vardır. Oldukça zeki ve sadıktır, gerektiğinde ise çok iyi bir dövüşçüdür.

Kral Penguen (Aptenodytes patagonicus)


Kral Penguen (Aptenodytes patagonicus)

Kral penguen (Aptenodytes patagonicus), penguengiller (Spheniscidae) familyasının ikinci en büyük türü. İmparator penguen (Aptenodytes forsteri) ile beraber büyük penguenler (Aptenodytes) cinsindendir.

Yaşam alanları :

Kral penguenin iki alt türü mevcuttur. Aptenodytes patagonicus ve Aptenodytes patagonicus halli.

Ağırlıklı olarak, Güney Georgia Adaları, Avustralya Macquarie Adası, Fransız Crozet Adaları ya da Falkland Adaları gibi Antarktika adalarında yaşarlar.

Kutup bilimadamları, 2004 itibariyle Antarktika'daki sayılarını yaklaşık 3 milyon olarak tahmin ederler. Populasyonlarındaki artış, 20. yüzyıl başlarında ekolojik alanda besinsel bakımdan en büyük rakipleri Antarktika Balinalarının, avlanmaları sonucu sayılarındaki gerilemeye denk gelir.

Avrupa'da birçok hayvanat bahçesinde bulunurlar. Bunlar, Münih, Berlin, Wuppertal, Basel, Zürich, Viyana, Antwerp, Brest ve Edinburgh gibi kentlerdir.
Özellikler :

Yetişkin bir kral penguen genelde 85 ile 95 cm boyunda, 12 ve 14 kg arasında ağırlıktadır. Dişiler ortalama 2 kg daha hafif gelirler. Hayvanlar 10 yaşına kadar yaşarlar. Türün karakteristik özelliği uzun, ince gaga ve boyun ile kulak kısımlarındaki dikkat çekici, turuncu rengidir.
Kuluçka ve bakım:

Sert iklim şartları sebebiyle, genç neslin yetiştirilmesi için albatroslara benzer şekilde kral penguenler de monogamdır. Kral penguenin tam bir kuluçka evresi ve sonrasındaki yetiştirme on dört ay sürer. Bu yüzden diğer kuş türlerinde yaygın olan her sene kuluçkalama mümkün değildir. Eğer her şey yolunda giderse, her üç senede bir iki yavru dünyaya gelir.


İlk evre Kasım ayında yani güney yarımkürenin ilkbaharında, çiftleşme rituelleriyle başlar. Aralık'ta dişi tek bir yeşilimsi beyaz yumurtayı yumurtlar. Kuluçka süresince ebeveynlerin bacak kısımlarındaki tüylerin bir kısmı dökülerek, yumurta daha sıkı ve daha sıcak bir şekilde vücutla temas kurar. Erkek ve dişi, iki ile üç haftalık değişimlerle ortalama 55 gün boyunca yumurtaya beraber otururlar. Yumurtadan çıktıktan sonra yavru dokuz ay daha ebeveynlerinin korumasına ve beslemesine ihtiyaç duyar. 10 ile 13 aya kadar genç kahverengi kuş tüyü koruması, yetişkin tüylerine dönüşür ve nihayetinde genç kuş ebeveynlerinden ayrılır. İkinci kuluçka evresi yeni neslin gelişim evresinden sonra Şubat'taki yumurtlama ile başlar ve yeni yavrular Nisan'da yumurtadan çıkarlar.

Yumurta üretmek dişi penguenin vücudundaki besin deposunun tamamına yakınını tüketmiştir. Bu kaybını telafi etmek için hemen yiyecek bulmaya denize geri dönmelidir. Bu yüzden kuluçkaya erkek penguen yatar.

Davranış :

Büyük penguenler, Antarktika'daki küçük türdeşleri gibi uçamazlar ama zaman açısından daha uzun süre dalarlar ve yüzerler. Bir kral penguen bazen 300 m, ekstrem durumlarda da 500 m derinliğe kadar dalar ve birçok dakika su altında kalabilir. Yarısından fazlası 50 m den daha derin olan, günlük 150 dalıştaki performansı, takdire şayandır. Su altındaki oksijen ikmali, myoglobinden ve hemoglobine dönüşen kas proteininden temin edilir.

Kral penguenler, küçük balıklar, kriller ve mürekkep balıkları ile beslenirler. Av başına 20 kg'a kadar deniz hayvanı yiyebilirler. Ana beslenme bölgeleri açık denizde, genelde yavrularını büyüttükleri adalardan oldukça uzaktadır. Ortalama olarak, av alanı sahilden 400 km uzakta bulunur. Büyük bir problem olarak küresel ısınma sebebli gitgide daha sık olarak hayvanların, 700 ile 800 km mesafeyi geride bırakmak zorunda kalmalarıdır.

Kral penguenler çok sosyaldir, gruplar halinde avlanır ve kuluçka için onbinlercesi kımen büyük koloniler oluşturur. Karada yetişkin kral penguenlerinin korkacak bir düşmanları yoktur. Sadece yumurtaları ve genç yavruları ara sıra gerçekleşen dev fırtına kuşlarının (Macronectes giganteus ve Macronectes halli) saldırılarından korumak zorunda kalırlar. Açık denizdeki büyük potansiyel tehlikeler, pusu kuran katil balinalar ve leopar foklarıdır.

Aralarında anlaşabilmek ve sınırlarını belirlemek için üç değişik ses yapısına sahiptirler.


NOT : Kral penguen

imparator penguenler karıştırılsa da aslında oldukça farklı hayvanlardır. Kral penguenin başında turuncu bir leke vardır. Bir imparator penguenin başındaki leke ise sarı-beyazdır. Sarı kürklü antartika foku ve leopar foku kral penguenleri yerler. Pek çok yeni doğmuş penguenin aksine, bir kral penguenin yavrusu bir kaç haftalık olmadan önce tüy çıkarmaz. Bu hayvanlar 300 metre derine kadar dalabilirler ki bu da Eyfel Kulesi'nin yüksekliği kadardır. Bir kral penguenin yavrusu 5 ay boyunca yemek yemeyebilir. Kış aylarında anne babalar yavrularına pek yemek getirmezler. Yavru bir penguen bu dönemde vücut ağırlığının % 70'ini kaybedebilir.

Penguen Türleri




Penguen Türleri

- Tepeli penguenler (Eudyptes cinsi) Antark­tika kıyılarından Güney Afrika, Avustralya, Yeni Zelanda ve Güney Amerika'da Patagonya kıyılarına kadar, ayrıca Hint Okyanusu ile Atlas Okyanusunun güneyindeki adalara yayılmıştır. Bu grubu oluşturan penguenler tepelerinin iki yanındaki sarı tüylü sorguçlarıyla dikkat çeker.

- En iri penguen türü olan imparator pengue­nin (Aptenodytes forsteri) boyu 120 santimet­reye ulaşabilir. Öbür penguenler gibi sırtı, başı ve kanatları siyah, göğsü ve karnı beyaz­dır. Boynunun yanlarında, ensesine doğru geniş birer yarım daire biçiminde turuncu sarı lekeler bulunur. İmparator penguenler An­tarktika'nın içlerinde yaşar.


- İmparator penguenden sonra en iri tür olan kral penguen (Aptenodytes patagónica) daha kuzeye yayılmıştır. Boynundaki lekenin biçi­miyle önceki türden ayırt edilebilir.

İmparator ve kral penguenlerin üreme dav­ranışları son derece ilginçtir. Üreme döne­minde dişinin yumurtladığı tek yumurtayı nöbetleşerek ayakları üzerinde tutan eşler, aynı zamanda karınlarından sarkan deri uzantısıyla da örterek sıcak tutarlar. Yumurtadan çıkan yavru da bir süre erişkinlerin ayakları­nın üzerinde kalarak soğuktan korunur.

Öbür penguenler kayalık adalarda üreyip yumurtalarını yerdeki ya da kayaların arasın­daki oyuklara bırakırlar. Ya ot parçalarından kaba bir yuva yapar ya da yuvayı küçük taşlarla döşerler.

- Sakallı penguen (Pygoscelis antárctica) Antarktika çevresindeki deniz­lerde ve Büvük Okyanus'un güneyinde yaşar. Adını, kulaklarından başlayıp çenesinin altın­dan geçen siyah ince bir çizgiden alır.


- Güney Afrika kıyılarında bulunan gözlüklü penguenin (Spheniscus demersus) göğsünden başlayıp gözlerini aşarak gagasına uzanan beyaz bir çift şeridi vardır. Karadayken çıkar­dığı anırmayı andıran sesinden ötürü "eşek pengueni" olarak da bilinir. Bu penguenler yumurtalarını açtıkları uzun tünellere bırakır­lar. Gözlüklü penguenlere benzer birkaç tür Güney Amerika'nın batı kıyılarında ve Galá­pagos Adaları'nda yaşar.

- En küçük penguen türü olan küçük mavi penguen (Eudyptida minar) Avustralya ve Yeni Zelanda çevresin­deki denizlere yayılmıştır. Bu türün boyu yaklaşık 40 santimetredir.

- Adelie pengueni (Pygoscells adeliae) An­tarktika'da yaygın biçimde görülen küçük yapılı türler arasındadır. Yalnız Adélie pen­gueni ile imparator penguen Güney Kutbu'na ulaşabilen türlerdir.

Penguen


Penguen

Penguen, Spheniscidae familyasını oluşturan, uçamayan, dimdik durabilen, perde ayaklı deniz kuşlarıdır.

Güney Kutbu,Yeni Zelanda, Avustralya, Güney Amerika, Güney Afrika ve hatta Galapagos kıyılarında yaşarlar. Kuzey Kutbunda bulunmazlar.

Büyüklük bakımından 30 - 105 cm. arasında değişik 17 kadar türü bilinmektedir. En irileri olan İmparator penguen 45 kg. ağırlığa ulaşır. Sıcak bölgelere doğru gidildikçe boyları küçülür. Denizlerdeki kabuklular, balık ve mürekkepbalıkları ile beslenirler. Tüyleri kuş tüylerine hiç benzemez. Sırtları siyah veya gri, karın kısımları beyaz ince pulsu tüylerle örtülüdür. Türler birbirinden, başlarındaki renkli tüyleriyle ayrılır. Kuyrukları kısa ve ayakları vücutlarının gerisinde olduğundan rahatlıkla dimdik ayakta durabilirler. Denizde, saatte 10 deniz mili hızla yüzebilirler. Hatta gerektiğinde bu hızlarını iki katına çıkarabilirler.

Kanatları uzun telek tüylerinden yoksun olup, kırılmadığı için uçmaya yaramaz. Buna karşılık yüzerken çok kuvvetli yüzgeç vazifesi görür. Penguenler, buz üzerinde sıçrar ve çok iyi kayarlar. Göğüslerinin üzerinde yatarak yüzgeç kanatlarının yardımıyla kızak gibi kayarak, karada birkaç yüz kilometre içeriye kadar girebilirler. Yalnız üreme mevsimlerinde yumurtlamak için karaya çıkarlar. Vücutlarını örten sık tüyler ve deri altlarındaki kalın yağ tabakaları ile Antarktika 'nın sıfırın altındaki dondurucu soğuklarından korunurlar. Vücut ısılarını ayarlayan otomatik bir mekanizmaya sahiptirler. Gerektiğinde kan damarlarıyla deriye giden kanı azaltarak, yükselterek ve tüylerini dikleştirerek vücut sıcaklıklarını kontrol ederler.

Güney Kutbu penguenleri 40°C'lik vücut ısılarıyle -40°C'lik Antarktika soğuğuna uyum sağlarlar. Vücutlarındaki tüy, yağ ve besinlerden elde ettikleri enerji ve kontrol mekanizmalarıyla 80°C'lik ısı farkına dayanırlar.

Antarktika 'nın kral penguenleri günde ortalama 140 defa suya dalarlar. Bunun ancak yüzde onunda av yakalayabilirler. Tüy dipleri deriye yakın kısımda ısıya karşı yalıtkan bir iç tabaka meydana getirerek vücudu soğuktan emniyetle korur.

Bazı türler, kuluçka dönemlerinde dört aya yakın bir zaman açlığa dayanırlar. Bu devrede ağırlıkları yarı yarıya düşer. Antarktika dışında yaşayanların, su akıntıları ve yüzen buzlarla Güney Kutbu 'ndan geldikleri sanılmaktadır.

Üreme devrelerinde bir kısmı yanyana yuvalar kurarak yüzbinlerce bireyden hasıl olan kuluçka kolonileri meydana getirir. Yuva yapanlar 2 - 3 yumurta yumurtlar. İmparator penguen (Aptenodytes forsteri) ve kral penguen (Aptenodytes patagonicus) ise yuva yapmaz, birer yumurta yumurtlar ve tek yumurtalarını ayakları üzerinde ve karınlarının altındaki gerçek kuluçka derisinin altında muhafaza ederek soğuktan korur. Yuva yapanların erkekleri, dişilerine çakıl taşları hediye ederek kur yapar. Dişi, karlar eridikçe bu taşlarla yuvasının seviyesini yükseltir. Erkek ve dişi sırayla kuluçkaya yatar. Kuluçka devresinde bir şey yemezler. Yavrular anne ve babaları tarafından birlikte bakılır ve ısıtılır.

Penguenler insandan kaçmadıkları için, yağlarından istifade etmek isteyenler tarafından çok miktarda avlanarak tüketiliyor. Çıkarılan kanunlarla nesilleri korunmaya çalışılıyor. Dünyanın birçok hayvanat bahçesine de uyum sağladıkları görülmüştür.

İmparator Penguen (Aptenodytes forsteri)


İmparator Penguen (Aptenodytes forsteri)

İmparator penguen (Aptenodytes forsteri), penguengiller (Spheniscidae) familyasının en büyük türü. Kral penguen (Aptenodytes patagonicus) ile beraber büyük penguenler (Aptenodytes) cinsine dahil edilir.

Görünüm :

İmparator penguen 1,30 metre boyda olabilir ve 50 kilogram ağırlığına kadar ulaşabilir. Gövdesi yuvarlağımsı, kafası ve ayakları küçüktür. Üstte siyah, altta beyaz tüyleri vardır. Böylece avlanırken aşağıdan avları tarafından, yukarıdan ise düşmanları tarafından zor farkedilir. Sadece boynunun altı ve yanakları sarı-turuncu renge sahiptir.

Dağılım ve yaşam alanı :

İmparator pengueni dünyanın en güneyde yaşayan penguenidir. Güney Okyanusu ve Antarktika'nın parça buzullarında yaşayan 300.000 nüfus bulunur. Üremek için yalnız, parça buzulları terk ederek, üreme ve kuluçkaya emniyetli olan sabit karaya doğru, 200 kilometreye kadar yürürler.

Beslenme :

İmparator pengueni bir deniz kuşu olup, sadece denizde avlanır. Balıklar, mürekkep balıkları ve kril adı verilen planktonik canlılar ile beslenir. İmparator penguenler gruplar halinde avlanırlar. Bu gruplar direk olarak balık sürülerine dalar, oraya buraya çok hızlı hareket ederek gagalarına gelen ne ise onu kaparlar. Küçük avları hemen suyun içinde yerken, daha büyük avları parçalamak için su yüzeyine çıkarlar. Av esnasında imparator penguenler büyük mesafeleri kat ederler. Bu esnada 36 km/saate kadar hıza, 535 metre kadar derinliğe ulaşırlar.Acil durumlarda yirmi dakikaya kadar su altında kalabilirler. Su ne kadar berrak ise o kadar derine dalarlar. Görerek avlanırlar, yani duyarak avlarını hissetmezler, onları yakalamak için görmek zorundadırlar.

Üreme ve yavru bakımı :

İmparator penguenleri ilk kez üç ile altı yaşları aralığında üremeye başlar. Kuluçka yerine doğru, donmuş deniz üzerinde karaya, 200 kilometreye kadar yürürler. Bu yer, Antarktika yazında buzun erimediği bir çevre olmalıdır. Nisan’da çiftleşme zamanı başlarken, Mayıs/Haziran (Antarktika kışı) kuluçkaya başlarlar. Diğer penguen türleri gibi yuva kurmazlar. Dişi, yaklaşık 450 gram gelen tek bir yumurta bırakır, yumurtayı bıraktıktan sonra kuluçka kolonisini terk ederek, besin arayacağı denize geri döner. Erkek yumurtaya oturur, karın bölgesindeki kıvrımları ile örter ve o şekilde de taşır. Buz gibi rüzgarlardan korunmak için hayvanlar sürekli yerlerini değiştirirler. Böylece her hayvan, bazen kenarda bezen de penguen kolonisinin sıcak iç kısımlarında bulunur.

Civcivler yaklaşık 64 günlük kuluçkadan sonra , Temmuz ortalarından itibaren yumurtalardan çıkarlar ve yetişkin hale gelmek için Ocak (Güney Yarımküre’nin yazı) ayına kadar zamanları vardır. Boz renkte narin ayva tüylere sahiptirler. Kafaları siyah, gözlerinin çevresinde beyaz bir halkaya sahiptirler. İlk başta erkek ebeveynlerinin karın kıvrımlarında kalırlar. Kuluçka evresinde vücut ağırlıklarının üçte birini kaybeden erkekler, yavrularını sütümsü bir madde ile beslerler.

Dişiler, yaklaşık üç kilogram ön sindirime uğramış balık ile civcivlere geri dönerler. Yavrular dişilerden ilk balıklarını alır. Bu kez rezervlerini doldurmak için denize erkekler gider. Sonrasında yaşlı hayvanlar sürekli besleme işini nöbetleşe değiştirirler. Bu arada Antarktika’da yaz hüküm sürmeye başlarken, bu kuluçka stratejisi avantajlarını gösterir. Yavruların büyümek için çok besine ihtiyaç vardır ve denize giden yol, parça buzlar eridiğinden artık çok daha kısadır.

Yavrular ebeveynlerini beklerken, bir anlamda kendi aralarında kreş oluştururlar. Antarktika soğunundan korunmak için birbirleri ile çok yakın dururlar.

Büyümekte olan genç penguen, zamanla narin ayva tüyünü kaybeder ve yetişkinlerin sahip olduğu tüylere kavuşur. Yaklaşık altı aylık olan genç hayvanlar, penguen kolonisini terk ederler ve ilk kez üç ile altı yıl kadar sonra, bizzat kendileri kuluçka yapmak için oraya geri dönerler.

Doğal düşmanlar :

İmparator penguenlerin çok az düşmanı vardır ve 50 yaşına kadar yaşayabilirler. Yetişkin bir imparator pengueni suda ya da suyun yakınlarında öldürenler, sadece leopar fokları (Hydrurga leptonyx) ve katil balinalardır. Bazen, buzul parçaların üstünde yırtıcımartıgiller (Stercorariidae) ve dev fırtına kuşlarının (Macronectes giganteus) civcivleri avladığı görülür. Genç penguen kayıplarının üçte birinin sorumlusu olan en büyük tehdit, dev fırtına kuşlarıdır

Anadolu Palamut Meşesi


Anadolu Palamut Meşesi (Quercus ithaburensis subsp. macrolepis)

Anadolu palamut meşesi (Quercus ithaburensis subsp. macrolepis), kayıngiller (Fagaceae) familyasından doğal olarak Anadolu'da yetişen meşe alt türü.
Morfolojik özellikleri

Palamut meşesinin meyveleri 3 cm kadar uzunlukta silindir şekilli, açık kahverenkli ve buruk lezzetlidir. Palut, pelit, palıt gibi isimlerle de bilinir. Esas olarak palamut, pelit ve kadeh (kupula) olmak üzere iki kısımdan meydana gelir. İki kısma birden palamut adı verilir. Pelit, silindirik şekilli, takriben 2 cm uzunluğunda, ucu basık ve beyaz tüylüdür. Kadeh ise 2-6 cm çapında olup, üst kısmı tırnak denilen üzeri tüylü, uzun, kalın ve kıvrık veya yatık çıkıntılarla örtülüdür.

Genel özellikleri

Palamut meşesinin meyveleri iki senede bir olgunlaşır. Olgunlaşma Eylül ve Kasım aylarında sona erer. Fakat olgunlaşma fazlalaştıkça kadeh ve tırnaktaki tanen miktarı azalacağından, palamutlar tam olgunlaşmadan Ağustos-Eylül ayları arasında toplanır. Palamut meşesi 5-10 yaşından itibaren meyve vermeye başlar. En çok ürün 25-30 yaşlarında alınır. Bir ağaçta ortalama olarak 25-50 kg ürün alınmakla beraber, yetişme ortamına göre bu miktar değişebilir. Kurutma ile palamut, ağırlığının % 40'ını kaybeder. Pelit, meyvenin ağırlığının % 30'unu, tırnak ise % 25'ini teşkil eder.

Kullanımı

Taze veya kavrulmuş meşe palamutları ishal durdurucu olarak kullanılır. Ayrıca hayvan yemi olarak da yer yer kullanılır. Kabuğu soyulduktan sonra kavrulmuş olan palamut, toz edilerek kahvesi yapılabilir. Tadlandırılarak midevî ve ishal durdurucu olarak istifade edilir. Boya ve deri sanayiinde de kullanılır.

Istranca Meşesi (Quercus hartwissiana)


Istranca Meşesi (Quercus hartwissiana)

Istranca meşesi (Quercus hartwissiana), kayıngiller (Fagaceae) familyasından yaprak döken bir meşe türü.

Morfolojik özellikleri

25 m'ye kadar boylanabilen düzgün gövdeli dar tepeli bir meşe türüdür. Gövde kabuğu düzenli aralıklarla çataklıdır. Sürgünleri dört köşeli, kahverengi, çıplak çok az sayıda lentisel vardır. Tomurcuklar terminal durumludur.

Yapraklar ters yumurta biçiminde; loplar sığ, 7-10 civarında yaprak damarı bulunur. Damarlar birbirine paralel, her iki yüzüde çıplaktır. Alt yüzünde basit ya da yıldız tüyler bulunur. Yaprak saplıdır.

Meyve bir yılda olgunlaşır. Kadeh pulları birbiri üzerine sıkıca kapanmış, uçları serbesttir. Meyve sapı 2-7 cm uzunluğundadır. Bir sapta 3-4 tane meyve bulunur.
Dağılımı

Dünya'da Bulgaristan, Romanya, Gürcistan ve Rusya'da yayılış gösterir. Türkiye'de Marmara bölgesinde Yıldız Dağları'nda ve Batı Karadeniz'de bulunur.